top of page
  • Yazarın fotoğrafıBiriz Aydinç öztüzemen

Çeşit Çeşit Pasta

Çeşit çeşidiz biz vallaha

İlginç bir dostlar topluluğuyuz.

Hani birbirinden farklı sekiz kişi bul deseler,

Ancak bu kadar yerinde,

Bu kadar güzel, ilginç, keyifli,

Bu kadar şenlikli olur…

Her dilimi farklı tatta sekiz dilimlik pasta gibiyiz...


Geçen gün başladık rutin Salı Toplantımıza.

Normalde ben ikinci sıradayım ama ilk sıradaki dostum geleneksel yıllık ev dekorasyonunu yeni bitirdi ve henüz bizleri oturtacak kalitede masa ve sandalye seçimini yapamadığından bende başladık. Hava süperdi, bahçede yedik, içtik yaygara yaptık, oradan buradan lafladık. Ama en çok da gecenin konusu çocuklardı. Çünkü biz ne kadar çeşitsek, onlar da bir başka çeşit. Ne ararsan var…


Bu yöntem olmadı başka yöntem bulalım anne…( okulun ilk günü annesinin parfümünü mendile sıkıp yanına vermişler, kesmemiş, ertesi günü resmini de vermişler ve hala okuldan arayıp bunu söylüyor)


Ben acıktım mı acaba anne?

Ya da sabahın köründe

-Uyandın mı anne?

-Oğlum bak kafam kalkmıyor, hadi biraz daha yat dediği günün ertesi sabahı annesinin başına çöreklenip;

-Anne kafan kalkıyor mu? diyen velet mi ararsın…


Parmağını feci şekilde sıkıştırıp, kan revan içerisinde salya sümük ağlarken, Cesur ve sakin olmalıyım değil mi anne? diyen yakışıklı, karizmatik küçük adam mı ararsın;


Varlık sorunlarıyla bu yaşta boğuşan zıpırdan;

-Baba ben burada mıyım?

-Baba annem insan mı?


Annesine ve ablasına sinirlenen haylaz kızdan;

-Ben sizi hak etmiyorum...

-Sen buraların kralı mısın anne?


Kendinden iki yaş küçükle ilgilenmesini isteyen teyzesine;

-Zorlama beni Nazan Teyze, zorlama!!!

Ve daha neler neler…

Seyret, anlat, dinle ve kahkahalara boğul bunlarla…


Benim durum tabi biraz farklı. Bana da arada hadi sen de geçmişten şunu anlat, bunu anlat deyip tecrübelerimden yararlanmaya çalışıyorlar. Geçen gece ben de,

daha üç yaşındayken bile metaforla konuşabilen çılgın kızımla on yıl önce, aramızda sabaha karşı dörtte geçen diyaloğu anlattım onlara, koptuk. Bu, yeni annelere ders olsun, kimlerle dans edeceklerini görsünler…


Benim kızım aynen benim hala olduğum gibi bir süt manyağıydı. Yatarken koca bardak içer sonra sabaha kadar periyodik olarak bazen saat başı, bazen iki saatte bir süüüüüt diye bağırırdı. İşin en güzel yanı ise kesinlikle ben götürmeyeceğim, ille babası yapacak. Şimdi ilk seferlerde bey, sakince kalkar, hazırlar götürür;

-Baba bu çok soğuk, ısıt

-Baba bu çok sıcak olmuş,karıştır…

-Baba niye çok şeker koydun ki… diyaloglarından bizimkine sinir gelmeye başladığı bir gece olaylar pike vurdu. İki, üç, dört tabi can olsa dayanmaz, bizimki sinirlendi…

-Eee, yeter ya, yat uyu, yok süt müt...

Aradan bir beş dakika geçti ki kızım beni çağırdı ve şöyle sordu:

-Anneciğim, ben küçükken senin nerenden süt içiyordum?

Son Yazılar

Hepsini Gör

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil

En büyük gizem insanın iç dünyasında. Bilinmezler dehlizi. İçeride yaşananlar ile dışarıdan görünenler arasındaki farklar! Düşündüklerin dile getirilmediği; Düşünülmeyenin dile getirildiği durumlar! Y

bottom of page