top of page
  • Yazarın fotoğrafıBiriz Aydinç öztüzemen

Serseri Mayınlar

“İmkansız aşklar ölmez. Sonsuza kadar yaşar.”


Dört gözle bekliyorduk Ferzan Özpetek’in son filmini ortakla. Dünkü yazısında giriş yapmış, bensiz bir daha seyretmiş, çok da iyi yapmış. Anladığım kadarıyla dün bir vurulmuş, (hani olur ya bazen) sonrasında ne olmuş onu da yarın öğrenirim…


Sinema dünyamızda, ortakla, ortak paydada buluştuğumuz birkaç yönetmenden biri bu harika adam. Hamam, Harem Suare, Cahil Periler, Karşı Pencere, Kutsal Yürek, Bir Ömür Yetmez, Mükemmel Bir Gün ve nihayet Serseri Mayınlar…

Bir dostumuzla da buluşarak, tabir tam yerinde olacak koşa koşa gittik o gün sinemaya.Tahmin ettiğimiz gibi boştu salon, en arkaya ve en ortaya oturduk hatta mühürlendik. “Serseri Mayınlar”, makarna üreticisi, geleneksel kalıplarda yaşayan bir İtalyan ailesinin, kalıpların dışına çıkan/çıkmaya çalışan çocuklarının hikayesi…


Denizin dibinde zincirini koparamayan ve sabit olarak durması gereken yerde duran bir deniz mayını olmak;

Ya da, zinciri koparmayı başarmış, oradan buraya sürüklenen serseri birer mayın haline gelmek…


Bu film kesinlikle;

Mükemmeldi…

Hayattı…

Aşktı…


İmkansız aşktı…

Mutlu olmak/Mutsuz olmaktı…

Serseriydi,

Serseri mayınlardı…

İtalya’ydı…

Lecce’ydi…

Sezen’di…


Geniş sofralarda, keyifli yemeklerdi…

Babaanneydi…

Eşcinseldi…

Dostluktu…

Aile idi…

Sustuğumuz,

Söyleyemediğimiz,

Düğümlendiğimiz ve çözemediğimiz,

Çözdüremediğimiz her şeydi…

Ferzan’dı…


''Başkalarının isteklerini yaparsan hayat yaşamaya değmez!''


Nedir korktuğumuz? Farklılıklarımızın farkında olmak ve cesaretle yaşamak mı?

Hangimiz Antonio ve Tomasso kadar cesuruz?


"O hep önden yürürdü, hızına yetişemezdim. Dururdum ben de, arkasından onu izlerdim; omuzlarının hareketini.. Neden bilmem ağlayasım gelirdi. Sonra o fark eder ve gülümserdi. Ben ona bakmayı keserdim."


Bu kadar mı güzel ifade edilir AŞK? Dahası var mı?


Film bittiğinde mühür kolay kolay çözülemedi; olmadı,bakakaldık perdeye iki çift akan bir çift akamayan gözlerle…Bitti diye üzüldük,şimdi,bir daha mı izlesek acaba dedik; yok, çıkıp konuşalımda karar kıldık.Geceye uygun olarak bir İtalyan restorana oturup şaraplarımızı söyledik ve o dünyadan bu dünyaya geçiş yapabilmek için bocalayıp durduk…


“Hep başkalarının dediğini yapacaksak, hayatı yaşamanın ne manası kalıyor?”

Comentários


bottom of page