top of page
  • Yazarın fotoğrafıBiriz Aydinç öztüzemen

Yosun Alerjisi

Bazı şeyler ne kadar az ise o kadar da kıymetli oluyor.

Sık olan sıkıyor bir süre sonra. Rutine binen şeyler heyecan da vermiyor.

İnsanoğlu işte.

Bir yıl çalışma hayatında 3 hafta tatil olunca da en iyi şekilde değerlendirilmek isteniyor. Geçen hafta izinliydim. Seyahat planladık biz de. Bavulu büyük bir keyifle hazırladık. Ben liste yapanlardanım. İlk üçe şöyle yazdım:

1.Kitap

2.CD

3.Notebook

Bol bol okuyacak, arada film seyredecek ve müzik dinleyeceğiz. Durum böyle olunca sakin ve manzaralı bir otel seçtik Antalya'da. Falezlerin üzerinde Ramada Plaza... Otel güzel hatta şahaneydi. Son katta, müthiş bir manzaralı teras odası. Kocaman ve ultra lüks. Yerleştik. İlk gün sakin ve olaysız hatta oldukça keyifliydi.

Ancak ikinci gün kahvaltıdan sonra kabusa döndü. Denize girdik az açıldık ve ben ileriye geçişi sınırlayan dubalardan birine kolumu attım. Biraz dinleneceğim sözde. Birden kolumun altında müthiş bir yanma hissettim. Öldüren bir yanma. Sanki çelik bir bıçağı ateşe sokup bana değdiriyorlar. Kıyıya zor ulaştım. Hem ağlıyorum hem de ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Şezlonga oturdum ki bir bey yanaştı müşterilerden ve yosuna değimişsin. Zehirli yosun, yakar...Hemen buz önerdi, buz sürüyor eşim ama ne çare; alev alev yanıyorum.Bağırıyorum, ağlamaktan ölüyorum...

Hemen otelin doktoruna gidin dediler. Gittik kapıda doktor yazıyor ama kapalı. Hemşireyi bulalım dediler. Bu arada buz bitti ben daha da feci durumdayım. Halkla ilişkiler sorumlusu geldi, ardından hemşire. Bir iğne yaptı, ağrı kesici, bir de krem sürdü. Yok. Araba çağıralım hastaneye dediler. Elbette dedim. Bekledik.

Yaklaşık on beş dakika sonra araba geldi ve Memorial Hastanesi'ne gittik. Yolda ağlıyorum hatta bayılmak üzereyim. Acilden girdik, yatırdılar. Bir serum bana mısın demedi. İkinci serum, hala yanıyorum. Bu arada biri geldi, SGK'nız burada geçmez, özel sigortanız var mı diye sordu. Acilden girmişim, nasıl geçmez dedim. Peki, bir bakalım dediler. Bu arada hala yanıyorum. Tekrar geldiler, sigortanızı hallettik ama cilt uzmanı görmeli o ücretli dediler. Artı bir de otelde yapılanlar ve ambulans hizmetini de siz ödeyeceksiniz dediler. Ve bu arada hemşire gelip 3. kez -Ağrınız dindi mi? deyince bana gelenler geldi. Ben yanıyorum diyorum, o ağrıdan bahsediyor. Bu arada benim damarlarım ince ama serum yerim inanılmaz zonkluyor. Mos mor oldu.


Çıkarın serumu dedim. İstemiyorum hizmetinizi dedim. Çıktık. Hala ağlıyorum. İlaçlarımı aldım, antibiyotik ve krem. Otele döndük, 2 saat uyudum. Uyandım ve hafiflemişti yanma en nihayetinde.

Şimdi;

1.Ramada gibi bir otelde doktor yok. Kalp krizi geçirsen, öldün.

2.Hemşirenin yaptığı basit bir işlem için ücret alınıyor.

3.Kimse bize, anlaşmamız Memorial ile, kabul ediyor musunuz diye bile sormadı. Özel AIG ve Alianz Kaza Sigortam var, ikisi de geçmiyor dediler.

4.Denize girerken yosun uyarısı tabelası varmış. Görmedim. Görmeyebilirim. Neden o yosunlar temizlenmiyor? Ya da yosun tutmaması engellenmiyor? Girişte adım adım nerede yiyeceğimizi, sınırlı ve sınırsız hizmetleri, minibar, maxi barı anlatan resepsiyon niye bu uyarıyı yapmıyor? Bu şekilde zehirlenip ölen ve denizde kaybolan bir vaka duydum sonradan. Ölebilirdim ben de yani.

Konu elbette para değil sağlık söz konusu ama özel hastaneler gelenlere hasta gözüyle değil de müşteri gözüyle bakıyor. İnsana bu koyuyor. Çok yazık.


Akşam saatlerinde halkla ilişkiler uzmanı odayı aradı, sağlığımı sordu, istersek odada yiyebileceğimizi söyledi. Sağolsun en çok o ilgilendi. Otel müdürü aramadı bile!

Ben olsam şöyle yapardım, böyle yapardım diyor şimdi herkes. Ama can o kadar tatlı ki kurtulduğuna seviniyorsun. Sonradan da, ya gerçekten tatilimiz o gün zehir oldu, yıprandık, niye sesimizi çıkartmadık diyoruz şimdi. Ama en azından paylaşıyorum, siz siz olun benim düştüğüm duruma düşmeyin. Çocuklarınızı da uyarın ve yosunlu dubalara yaklaşmayın...


Sonraki bir buçuk gün denize girmedim tabi orada. Ama sporumuzu yaptık, kapalıda yüzdük,2 kitap bitirdim, bol dinlendik ve keyif yaptık sağlığımızın kıymetini bir kez daha duyumsayarak...

Son Yazılar

Hepsini Gör

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil

En büyük gizem insanın iç dünyasında. Bilinmezler dehlizi. İçeride yaşananlar ile dışarıdan görünenler arasındaki farklar! Düşündüklerin dile getirilmediği; Düşünülmeyenin dile getirildiği durumlar! Y

bottom of page