top of page
  • Yazarın fotoğrafıBiriz Aydinç öztüzemen

Hissettim. Kusursuzdu

'Hayat işte’ dedim ve bitirdim geçen hafta ve bir haftadır içimden hiçbir şey yazmak gelmedi. Durmak zamanıydı belki de durdum; ortağımla birlikte.


Ve bu sabah tamam dedim, tekrar başlamak zamanı...

Hayat devam ediyor…


Black Swan;

Müthiş bir senaryo. ( Mark Heyman , Andres Heinz)

Müthiş bir yönetmen. ( Darren Aronofsky)

Müthiş bir film.

Ve müthiş bir oyunculuk.

Bedenine sıkışmış kalmış, narinliğinden, naifliğinden, hassaslığından, tırnaklarıyla kazıdığı kabuğunun altından çıkardığı kanatları ile kurtularak mükemmelliğe ulaşmaya çalışan bir "kuğu"nun hikayesi.


Mükemmel olmak...

Hanene yüz puan toplamak...

Mükemmele ulaşırken yoldan toplayacağın bu puanlar neler ki?

Çok basit

Hırs başta açık ara.

Kibir

Delice çalışmak

Şizofreni az da olsa

Rekabet

Kıskançlık

Yalnızlık

Dahası da var.


Tüm bunlara değer mi sonunda mükemmele ulaşmak için?

Hayattaki çoğu şeye sırtını dönüp, tek bir noktaya kilitlenmek?

Hiçbir yardım alamadan, tek başına nasıl başarabilir?

Hoş, insanın tek düşmanı yine kendisiyse, ona kim yardım edebilir?


Bu kadar zarif bir sanat, bale, şaşırtıcı bir ironiyle üzeri hırsla kaplanmış bir mükemmelliğe ve görsel şölene dönüşüp insanı şok ediyor. Hele ki Nathalie Portman bu filmiyle uzun yıllar unutulmayacağa benziyor, film de, beyaz kuğu da, siyah kuğu da mükemmeldi!.


Ne diyelim?

Beyaz kuğuyu herkes oynar. Önemli olan siyah kuğu.

Comments


bottom of page